Belirti Gazetesi

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

TEŞEKKÜR EDERİM

BELİRTİ GAZETESİ, YAYINLANMASINDA EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR EDER.

MİSAFİRLER BAYRAKLI SAYAÇ



ZİYARET SAYISI TOPLAM

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ RAPORU 2013

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ RAPORU 2013

Tarih 07 Eylül 2014, 10:46 Editör Aydın YILDIZ

BU DÜNYA MÜLTECILER VE SIĞINMACILAR IÇIN ARTIK DAHA DA TEHLIKELİ! GEREKSİZLER NEYSE DE YA MECBUR KALANLARIN DURURMU...?!

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ RAPORU 2013
 
 

BU DÜNYA MÜLTECILER VE SIĞINMACILAR IÇIN ARTIK DAHA DA TEHLIKELI

23 May 2013

Uluslararası Af Örgütü her yıl dünya çapındaki insan hakları durumunu mercek altına aldığı yıllık raporunu bugün yayımladı. Raporda, devletler yeterince harekete geçmediği için bu dünyanın mülteciler ve sığınmacılar için daha da tehlikeli bir hal aldığına dikkat çekildi.

2012 yılını kapsayan raporda Uluslararası Af Örgütü, hem ülkelerindeki çatışma ve kovuşturmadan kaçan hem de iş olanakları ve aileleri için daha iyi bir hayat arayışı ile göç eden milyonlarca insanın haklarının ihlal edildiğini dile getirdi. Dünya çapında hükümetler, vatandaşlarının, ülkelerine sığınanların ve ülkelerindeki imkânlardan yararlanmak isteyenlerin hakları ile ilgilenmedi. Bunun yerine kendi ulusal sınırlarını korumakla daha fazla ilgilendi.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty “Çatışma durumlarının üzerine etkili bir şekilde eğilme konusundaki başarısızlık bütün dünyada yoksul bir kesim oluşturuyor. Çatışmalardan kaçanların hakları korunmuyor. Göç kontrolü adına altında birçok hükümet insan haklarını ihlal ediyor – bunu da meşru kontrol kurallarını aşarak yapıyor. Bu önemler sadece çatışmalardan kaçan insanları etkilemiyor. Milyonlarca göçmen, yetkililer tarafından ceza almadan kötüye kullanılabilecek göç karşıtı politikalar yüzünden, aralarında zorla çalıştırmadan cinsel tacize varana kadar birçok kötü koşula sürükleniyor. Bu durum çoğunlukla hükümetlerin ülke içi politik dengeleri nedeniyle mülteci ve göçmenleri hedef alan popülist söylem ile alevleniyor” diye konuştu.

       Öte yandan çatışmalar Suriye halkına bir yıl daha kaybettirdi. Bu çatışmalar yüzünden milyonlarca insan yerinden edildi ve birçok kişi hayatını kaybetti. Yüz binlerce insanın hayatının elinden kayıp gitmesinin dışında Suriye halkı için değişen pek bir şey olmadı. Suriye ordusu ve güvenlik güçleri ayrım gözetmeyen ve sivilleri hedef alan saldırılar gerçekleştirdi. Bir yandan zorla kaybedilmeler, keyfi gözaltılar ve işkence devam etti. Öte yandan muhalifler yargısız bir şekilde infaz edildi. Aynı zamanda Suriye’deki silahlı gruplar da daha az sayıda da olsa esirleri elinde tutmaya, yerinde infaz gerçekleştirmeye ve işkence uygulamaya devam ederken dünya bütün bunlara seyirci kaldı.

    Tıpkı Suriye’de yaşananlar gibi, insan haklarının devletlerin ‘iç işleri’ olduğu mazereti bu tür insan hakları krizlerini çözmek ve uluslararası düzeyde harekete geçilmesini engellemek için kullanıldı. Görevi tüm dünyada güvenliği sağlamak ve bu konularda liderlik etmek olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, hep birlikte harekete geçmeyi halen gerçekleştiremedi.

      Shetty “Devletlelerin egemenliğine duyulan saygı, harekete geçmemek için bir bahane olarak öne sürülemez. BM Güvenlik Konseyi insanların hayatlarını mahveden ve onları evlerinden kaçmaya zorlayan hak ihlallerine tutarlı bir biçimde karşı koymalı. Bu da toplu öldürmeler, işkence ve açlığın başkalarının işi olduğunu ileri süren eskimiş ve ahlaki açıdan yoksun görüşleri reddederek mümkün. Mülteciler ve yerlerinden edilen bireyler artık daha fazla ‘gözden ırak, gönülden ırak’ bırakılamaz. Çünkü modern iletişim yöntemlerinin sınırsız dünyası hak ihlallerinin ulusal sınırlar içinde gizli kalmasını gittikçe zorlaştırıyor. Bu yöntemler aynı zamanda evlerinden edilen milyonlarca insanın hakkı için mücadele eden herkese önemli fırsatlar sunuyor” dedi.

    Çatışma ve kovuşturmadan kaçmaya çalışan insanlar uluslararası sınırları aşmaya çalışırken sık sık zorlu engellerle karşılaşıyor. Çoğu zaman bütün bu şiddet olaylarını yaratan silahların sınırları geçmesi, mültecilerin sınırları aşmasından daha kolay oluyor. Yine de BM’nin Mart 2013’te kabul ettiği Silah Ticareti Anlaşması zulmetmek için kullanılacak silahların sevkiyatının durdurulması için bir umut veriyor.
Avrupa Birliği ise göçmen ve sığınmacıların hayatını riske atmaya devam ediyor. Çünkü AB’nin uyguladığı sınır kontrolü önlemleri çanlarını kurtarmak için kaçan mültecilerin güvenliğini sağlayamıyor. Dünyanın birçok yerinde göçmenler ve sığınmacılar gözaltı merkezlerine kilitleniyor. Hatta metal kafeslerde ve hatta taşıma konteynırlarında tutuluyorlar.

Türkiye’nin insan hakları karnesi
     Türkiye özeline baktığımızda gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri raporda ifade özgürlüğü hakkı, işkence ve kötü muamele, aşırı güç kullanımı, cezasızlık, adil olmayan yargılanmalar, silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilen ihlaller, vicdani retçiler, mülteciler ve sığınmacıların hakları, LGBT bireylerin hakları, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddet başlıkları altında incelendi.

    Türkiye’de sınırlı yasal reformlara rağmen ifade özgürlüğü kısıtlı kaldı. Polis barışçıl gösterileri dağıtmak için aşırı güç kullandı. Devlet görevlilerinin gerçekleştirdiği iddia edilen insan hakları ihlalleri ile ilgili soruşturmalar ve kovuşturmalar kusurluydu. Terörle mücadele yasası uyarınca adil olmayan yargılamalar devam etti. Bombalı saldırılar sivillerin yaşamına mal oldu. Vicdani ret hakkını tanımak ve cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı yasaklamak için herhangi bir adım atmadı. Türkiye, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele etmek için daha güçlü yasal koruma yöntemleri benimsedi ancak var olan mekanizmalar iyi bir biçimde uygulanmadı.

     Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Murat Çekiç, “Türkiye giderek artan etkisini hem içerde hem de çevresindeki ülkelerde insan hakları ve demokrasinin güçlenmesi için kullanmalı. Türkiye için en önemli amaç insan hakları ve demokraside liderlik olmalıdır” dedi.

    Vicdani retçi Halil Savda, piyanist Fazıl Say, gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener, Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı ifade özgürlüğü konusunda raporda adı geçen isimlerdi. ODTܒde yaşanan olaylar, Hrant Dink davası, Uludere bombalaması, Engin Çeber davası ve Cihan Kırmızıgül davası da rapora konu oldu.

KAYNAK : http://www.amnesty.org.tr/

Bu haber 3348 defa okunmuştur.

Delicious 
  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HUKUK - ADALET

HAKLARIMIZI BİLİYORMUYUZ?

HAKLARIMIZI BİLİYORMUYUZ? HAKLARIMIZI BİLİYORMUYUZ? İNSAN HAKLARI DERNEĞİ HATIRLATIYOR!

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE HAYIR!

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE HAYIR! HABER : AYDIN YILDIZ SİVAS SAĞLIK ve SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI KADINA YÖNELİK ŞİDDETE HAYIR VİDEOSU YAYINL...

TARİH SAAT

ADALETLİ, BAŞARILI, NAMUSLU VE CESUR OLMAK!16 Mart 2019

TAKVİM

ANKET

BELİRTİGAZETESİ'Nİ İLK NEREDEN DUYDUNUZ!





Tüm Anketler

BELİRTİGAZETESİ AJANDA

          
                                                  
BELİRTİGAZETESİ AJANDA
 
BELİRTİGAZETESİ
TÜM OKURLARININ 2019 YILI'NI TEBRİK EDER
GELECEĞE UMUTLA BAKMALIYIZ! ANTARTİKA VE UZAY ÜSLERİMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ!
ÜRETEN DÜNYA HALKLARIYLA BARIŞIK BAŞARILI BİR TÜRKİYE İÇİN EL ELE YENİ ZAFERLERE MERHABA DEMELİYİZ

MİSAFİR TANIMA

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

BELİRTİGAZETESİ'NDE YAYINLANAN HABER,YAZI,RESİM,KARİKATÜR VE BENZERİ ESERLERİN SORUMLULUĞU ÜRETENLERİNE VE YAYINLATANLARA AİTTİR!
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi